İçeriğe geç
  • Dolar 49,6057 ▲ %0,06
  • Euro 55,7677 ▼ %0,03
  • Sterlin 66,3958 ▲ %0,03
  • Gram Altın 6.562,75 ▼ %0,16
  • Çeyrek Altın 10.746,75 • %0,00
  • Gümüş 92,27 ▼ %0,21
  • Bitcoin 4.110.128 ▲ %1,22
  • BIST 100 11.797,70 ▲ %3,22

cevre-haberleri

İTÜ'den İstanbul'a katastrof uyarısı: Doç. Dr. Ömer Ekmekcioğlu, kentleşme nedeniyle havza riskleri artıyor

İTÜ Afet Yönetimi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Ekmekcioğlu, yoğun kentleşme ve doğal drenaj değişimi olan havzalarda benzer yağışların ciddi taşkınlara yol açabileceği konusunda uyardı.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetimi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Ekmekcioğlu, kentte etkili olan yoğun yağışların ardından yaşanan sel felaketine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ekmekcioğlu, benzer şiddetteki yağışların İstanbul'un diğer bölgelerinde de ciddi taşkınlara neden olabileceğine dikkat çekerek, özellikle yoğun kentleşme ve doğal drenaj sistemlerinde önemli değişimlerin görüldüğü havzaların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

adana.gundemi.org'da yayınlanan habere göre, Doç. Dr. Ekmekcioğlu, yaşanan afetin daha önce yapay zeka desteğiyle hazırladıkları sel risk haritasıyla uyumlu olduğunu belirtti. Ayazağa'daki hasara değinen akademisyen, dere kenarlarındaki yapılaşma ile yukarı havzadan gelen akışların birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Felaketin sadece yağış miktarıyla açıklanamayacağını, aynı miktardaki yağışın farklı havzalarda farklı sonuçlar doğurduğunu kaydetti.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 14-15 Ekim tarihlerindeki iki günlük dönemde Beykoz'da 274,4, Arnavutköy'de 222,2, Sarıyer'de 208,3 ve İTÜ Maslak İstasyonu'nda 189,8 milimetre yağış kaydedildiğini aktaran Ekmekcioğlu, İstanbul'un bazı batı kesimlerinde çok daha düşük yağışlar ölçüldüğünü dile getirdi. Öncelikle olayın İstanbul'un her noktasında aynı şiddette gerçekleşmediğini belirtmek gerektiğini vurgulayan Ekmekcioğlu, "Dolayısıyla öncelikle bu olayın İstanbul'un her noktasında aynı şiddette gerçekleşmediğini belirtmek gerekiyor. Nitekim İstanbul için daha önce gerçekleştirdiğimiz sel risk değerlendirmesi çalışmasında da yüzeyin yağış suyunu ne ölçüde akışa dönüştürdüğünü temsil eden geçirimlilik özelliklerinin, sel tehlikesini belirleyen en önemli faktör olduğunu ortaya koymuştuk. Yükselti ve drenaj yoğunluğu da diğer önemli değişkenler arasındaydı. Dolayısıyla ekstrem yağışlar bu olayın temel tetikleyicisi olsa da hasarın büyüklüğünde havzaların fiziksel özellikleri ve kentleşme koşulları da belirleyici rol oynuyor." dedi.

Kağıthane Deresi, Göktürk ve Kemerburgaz bölgelerinin geniş hidrolojik sistem içinde yer aldığını ve yerleşim alanlarının dere vadileriyle yakın etkileşimde olduğunu belirten Ekmekcioğlu, Ayazağa ve Kağıthane'de eğimli yamaçlardan gelen yüzeysel akışların daha düşük kotlu dere vadilerinde yoğunlaştığını anlattı. Cendere Vadisi çevresindeki yapılaşma, sanayi, ticaret alanları ve ulaşım altyapısının doğal akış koşullarını değiştirdiğini, Göktürk ve Kemerburgaz çevresinde ise yukarı havzadan gelen akışların dere sistemi boyunca taşınmasının önem kazandığını ifade etti. Kağıthane Deresi'nin bazı kesimlerinde daha önce tespit edilen taban aşınmaları ve zemin oturmaları nedeniyle iyileştirme çalışmaları başlatıldığını hatırlatan Ekmekcioğlu, son yağışlarda Göktürk-Kemerburgaz yolunda su baskınları yaşanması ve Kağıthane'deki Cendere Deresi'nin debisinin yükselmesinin bu sistemin farklı kesimlerinin aşırı yağışlardan etkilendiğini gösterdiğini kaydetti.

Ayazağa'da dere yatağı ve doğal akış koridorları çevresindeki yapılaşmanın önemine dikkat çeken Ekmekcioğlu, "Son olayın ardından dere yatağındaki bazı yapıların kaldırılmasına yönelik çalışmaların başlatılması da bu konuyu gündeme getirdi. Dolayısıyla bu bölgelerdeki taşkınların etkisini açıklayabilmek için yalnızca yerel yağış miktarını değil, yukarı havzadan gelen akışları, dere kesitlerini ve yapılaşma koşullarını birlikte değerlendirmek gerekiyor." şeklinde konuştu. Hasarın büyüklüğünü değerlendirirken yalnızca yağış miktarına değil, oluşan akışların derinliğine ve hızına da bakmak gerektiğini, yüksek hızlı akışların araçların sürüklenmesine, yolların zarar görmesine ve yapılarda ciddi hasarlara neden olabildiğini belirtti.

İstanbul'daki bazı bölgelerin benzer tehlikelerle karşı karşıya olabileceğine işaret eden Ekmekcioğlu, "Benzer şiddette yağışların İstanbul'un diğer bölgelerinde gerçekleşmesi durumunda da ciddi taşkınlarla karşılaşabiliriz. Özellikle yoğun kentleşmenin ve doğal drenaj sistemlerinde önemli değişimlerin görüldüğü havzalar dikkatle değerlendirilmeli. Avrupa Yakası'nda Kağıthane ve Alibeyköy dere sistemleri, Küçükçekmece, Bağcılar, Bahçelievler ve Bakırköy çevresindeki Ayamama Deresi havzası ile Esenyurt ve Avcılar çevresindeki Haramidere havzası önemli örnekler. Anadolu Yakası'nda ise Kadıköy çevresindeki Kurbağalıdere havzası ve Beykoz'daki çeşitli dere vadileri benzer tehlikelerin oluşabileceği alanlar arasında." ifadelerini kullandı. Bu bölgelerin ortak özelliğinin belirli kesimlerinde yoğun yapılaşma ile doğal drenaj sistemlerinin bir arada bulunması olduğunu, ancak tamamında aynı düzeyde hasar oluşacağını söylemenin doğru olmayacağını, belirleyici olanın yağışın özellikleriyle birlikte yerel havza koşulları olduğunu sözlerine ekledi.

📰 Bu haber 43 haber sitesinde yayınlanmıştır.

TürkAta Haber Ajansı Abone Ol

TürkAta Haber Ajansı
Gaziantep Gündemi

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…